PSİKOLOJIK SORUNLAR

Aile-Evlilik-İlişki Sorunları

Sorun yaşanan ilişkilere, ilişkideki hayal kırıklığı ve mutsuzluk sürekli bir hal almaya başlamıştır ve kişiler evliliklerinden/ilişkilerinden derin bir tatminsizlik duyarlar. Bu tür evliliklerde sık ve giderek şiddeti artan kavgalar yaşanır. Kavgalar çözüme götürmez, sadece tükenmişlik hissi yaratır. Ama sorunlu evliliklerdeki ilişki her zaman kavgalı değildir. Sorunların çözüm ulaşmamasından kaynaklanan sessizlik ve iletişimsizlik de görülebilir.  Bazı evliliklerde ya da birlikteliklerde kavga yoktur ancak ilişki kaliteli değildir, eşler birbirlerinden tamamen kopukturlar; birbirleri için bir şeyler yapmayı ve iletişimi tamamen keserler.  Bu durumda ilişki daha da kötüye gitmeye başlar. Çift terapisinde, mevcut sorunlar tespit edilir, işlevsiz tutumlar değerlendirilir ve farklı bakış açısıyla daha doyumlu, daha keyifli ve daha açık bir yol izlenmesi için yöntemler uygulanır.

 


Bağımlılıklar

Bağımlılık insanın dürtülerini kontrol edememesi sonrasında bir nesneye veya olguya aşırı muhtaç hale gelmesidir. Kişi bu nesneler olmaksızın hayatını sürdüremeyeceğini, verimli olamayacağını, tatmin olamayacağını ve işe yaramayacağını düşünür. Bağımlılığı besleyen en önemli etken keyif verici bir dış unsurun varlığıdır. Yani bir durumu, kişiyi ya da kimyasalı çekici kılan neden, onun bireyi kaygıdan ve gerginlikten uzaklaştırabilme gücü ve keyif verici olmasıdır. Alkol bağımlılığı, madde bağımlılığı, internet/bilgisayar/telefon bağımlılığı, kumar bağımlılığı, seks bağımlılığı, bir kişiye – bir ilişkiye zarar verici düzeyde ya da zarar görecek şekilde bağımlılık en çok karşılaşılan bağımlılık türleridir. Kişinin veya ailesinin bu durumlarda acil olarak bir uzamana danışması gerekmektedir.

 

Cinsel İşlev Bozuklukları

Cinsel İşlev Bozukluklarının kökeninde çeşitli bedensel rahatsızlıklar olabildiği gibi, psikolojik ve psikososyal nedenler bunlarla birlikte görülebilmekte veya fiziksel rahatsızlığın olmadığı durumlarda, cinsel işlev bozukluğunu oluşturan ve sürdüren nedenler olabilmektedir. Cinsel işlev bozukluklarının oluşumunda rol oynayan psikolojik nedenlerden bazıları şunlardır: cinsel eğitimsizlik ve bilgisizlik, cinsel deneyim eksikliği,  cinsel yaşama dair yanlış inanışlar, tabular, mitler, kadın/erkek rollerine dair yanlış inanışlar, geleneksel kadın/erkek rollerinin dışına çıkamamak, negatif beden imajı ve düşük benlik saygısı, katı dini ve ahlaki inançlar, cinsel taciz ve travmalar, cinsellik dışında eşler arasında yaşanan sorunlar, çekingenlik, geçmiş dönemde ebeveyn ile yaşanan sorunlar, kişinin eşcinsel olmasına rağmen, karşı cinsle ilişkiye girmesi, maskelenmiş parafililer (cinsel sapkınlıklar).

Cinsel arzu/istek bozukluğu, cinsel uyarılma bozukluğu, orgazm bozuklukları, cinsel ağrı bozuklluğu, vajinismus, erektil işlev bozukluğu, erken boşalma gibi durumlarda bir uzmana danışmak bireylerin daha kaliteli, doyumlu ve sağlıklı bir cinsel hayatı olmasını sağlayacaktır.

 

Depresyon

Depresyon, temel belirtileri  isteksizlik, hayattan zevk alamamak, içinden hiçbir şey gelmemek olan bir patolojik durumdur. Depresif bozukluk hem vücudu, hem düşünceleri, hem de duygu durumunu etkileyebilir. Kişinin yemek yemesinden uyumasına, fiziksel dayanıklılığından sağlıklı düşünce üretebilmesine kadar her şeyini bozabilir. Depresyon, bir olaya ya da döneme bağlı “geçici üzüntü” ile aynı şey değildir. Depresyonda olan kişiler, kendilerini yalnızca hayatın akışına bırakarak iyileşemeyebilirler. tedavi olunmadığında belirtiler (semptomlar) haftalarca, aylarca, hatta yıllarca sürebilir. Uygun psikoterapi yöntemleri, depresyondaki insanlara yardımcı olabilir. Depresif kişiler ümitsiz olmaya ve kimseden yardım göremeyeceklerine inanmaya eğilimlidirler. Böyle hissettikleri için de kendilerini suçlarlar. Sosyal etkinliklere katılmaktan kaçınır, aile ve arkadaşlarından uzaklaşırlar. Hatta kimi zaman ölümü ya da intiharı düşünebilirler. Depresyon türleri arasında, majör depresif bozukluk, kronik depresyon (distimi), atipik depresyon, bipolar depresyon, psikotik depresyon ve postpartum (doğum sonrası) depresyon yer almaktadır.

 

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite ağırlıklı olarak çocuklarda ortaya çıksa da, ergenlerde veya yetişkinlerde de görülür. DEHB şu belirtilerle ortaya çıkar;

-Detaylara dikkat etmede zorluk çekme ve okulda veya diğer aktivitelerde düşüncesizce hatalar yapma eğilimi; umursamaz ve karmakarışık iş üretmek

-Kolayca alakasız dürtülerle dikkatin dağılması ve düzenli olarak devam eden çalışmaları başkalarını rahatsız eden sesler ve olaylarla bölmek

-Görevler ve aktivitelerde dikkati sürdürme yeteneğinin olmaması

-Konsantrasyon gerektiren ev ödevi veya hesap veya görevleri bitirmede zorluk çekme

-Sürekli bitmemiş bir aktiviteden bir başkasına geçme

-Oyalanma

-Düzensiz çalışma alışkanlıkları

-Günlük aktiviteleri unutma (örneğin randevuları kaçırma,günlük akışta sürekli geç kalma)

-Ev ödevi veya günlük işler gibi görevleri tamamlamama

-Konuşmada daldan dala atlama, diğerlerini dinlememe, aklını konuşmaya vermeme, sosyal durumlarda aktivite kurallarını veya detaylarına uymama

 

Dissosiyatif Bozuklukar

Dissosiyatif bozuklukların başlıca özelliği bütünleşmiş ,bilinç , bellek , kimlik ,ve çevrenin algılanmasında güçlük olmasıdır. Dissosiyatif amnezi, kişinin geçmişe ait belleğinde boşluklar olması yani yaşadığı dönemleri şu an hatırlamadığı bir durumun olmasıdır. Bu durum kişinin geçmişteki bütün hayatına dair herhagi bir zaman dilimi olabilir.

Dissosiyatif füg denen durumda ise kişinin hiç farkında olmadan kendini faklı bir yerde bulması olayıdır. Yani farkında olmadan bir yerden bir yere gitmesi ve o gittiği yere neden ve niçin geldiğinin bilememesidir. Dissosiyatif kimlik bozukluğunda ise kişi , kendisine ait önemli bilgileri başka bir neden olmadan , normal bir unutkanlık ile açıklanamayacak şekilde unutması ve belli bir zaman diliminde farklı kişilik yapılarına göre davranması durumudur.

Dissosiyatif bozukluk yaşayan bir kişi psikoterapi sayesinde yeni baş etme teknikleri öğrenerek sağlıklı ve üretken bir yaşamı yakalayabilir.

 

İki Uçlu Duygudurum Bozukluğu (Bipolar bozukluk)

Manik-depresif hastalık olarak bilinen bipolar bozukluk, mani ve depresyon nöbetlerini içeren bir psikolojik sorundur. Hastanın duygu durumu aniden yükselir, ya çok neşeli olur ya da tam aksine çok üzgün ve ümitsiz kalır. Daha sonra hasta eski durumuna geri döner. Bipolar bozukluk tipik olarak ergenlik ya da erken erişkin dönemde başlar.  Hastalığın etkili bir tedavi ve psikoterapi süreci vardır ve hastayı boşanma, iş kaybı alkol ve madde kötü kullanımı ve intihar gibi sonuçlardan korur. Manik-depresif hastalık, tedavi edilmezse kişinin hayatını olumsuz yönde etkileyebilir ve ayrıca diğer ağır hastalıklarda olduğu gibi, bipolar bozuklukta da aile fertleri bu durumun etkisi altında kalırlar. Çükü rahatsızlığın alışılmadık davranış bozukluklarıyla savaşmak zorunda kalırlar.

 

Kaygı Bozuklukları

Anksiyete (kaygı); organizma için tehlike içeren tanımlanabilir ya da tanımlanamaz bir durum karşısında yaşanan; endişe duygusu ve birlikte eşlik eden bedensel uyarılma belirtileri ile tanımlanır. Çarpıntı, titreme, terleme, kas gerilimi gibi belirtiler yaşanır, anksiyete sonucunda kaçınma, kapanma, saldırma vb. duygu ve  felaket düşüncelerine yol açar.  En önemli özelliği, büyük bir yaşamsal sıkıntıya neden olması ve kişi tarafından hoşa gitmeyen bir yaşantı olarak tanımlanmasıdır. Kaygı bozuklukları arasında, panik bozukluğu (panik atak), özgül fobi, sosyal fobi, travma sonrası stres bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk (takıntılar), yaygın anksiyete bozukluğu yer almaktadır.

 

Kişilik Bozuklukları

Kişilik bozukluğu; kişinin içinde yaşadığı kültürün beklentilerinden belirgin olarak sapan sürekli davranış ve iç yaşantı örüntüsüdür. Bu örüntü şu 4 alanın en az ikisinde kendisini gösterir; biliş (kendini, başka insanları ve olayları algılama ve yorumlama yolları), duygulanım (duygusal tepkilerin görülme sıklığı, yoğunluğu, değişkenliği, uygunluğu), kişiler arası işlevsellik, dürtü kontrolü. DSM-IV tanı kriterlerine göre kişilik bozuklukları 3 küme altında toplanır ve 9 kategoriye ayrılır. A Kümesi: 3 tiptir; paranoid, şizoid ve şizotipal. Bu kişiler garip ve sıra dışı davranışlar sergiler. B Kümesi: 4 tiptir; histriyonik, borderline, narsisistik, antisosyal. Bu bireyler dramatik, duygusal-dürtüseldir bir patolojik duruma sahiptirler. C Kümesi: 3 tiptir; obsesif-kompulsif, çekingen, bağımlı. Bu kişilerin kişilik örüntüsünde kaygılı, korkulu ve anksiyöz özellikler yer alır.

 

Özgüven Sorunları

Özgüven; kendimiz ve yeteneklerimiz hakkında pozitif ve gerçekçi bir anlayışa sahip olduğumuz anlamına gelmektedir. Diğer taraftan, özgüven eksikliği ise; kendinden şüphe duymak, pasiflik, boyun eğme, aşırı uyum gösterme, yalnızlık, eleştirilere karşı hassas olma, güvensizlik, depresyon, aşağılık duygusu ve sevilmediğini hissetme gibi kavramlarla tanımlanabilir. Özgüven, yaşamdaki pek çok problemin en temel sebeplerinden biridir. Başarılı olmamız, mutlu olmamız, kendimizle barışık olmamız, çoğunlukla hep özgüvenimize bağlıdır. Özgüveni olmayan bir insanın yaşamında, korkular vardır, kararsızlık vardır, eylemsizlik vardır ve aktif y da pasif bir öfke vardır. Özgüven, iş hayatında ve evliliklerde de kendini çok belirgin bir şekilde gösterir ve kişinin hayatını olumsuz etkiler. Özgüven problemi, kişinin net olmasının önündeki en büyük engeldir. Düşüncelerini doğru bir şekilde dile getirmesine engeller. Günümüzde pek çok insanın yaşadığı en büyük sorun, özgüven sorunudur. Sosyal Fobinin altında yatan faktör de budur. Başarısızlık da buna bağlıdır. Sınav heyecanı da bununla ilgilidir.  Özgüveni olan kişi, kendi iç dünyasında mutludur. Çevresiyle barışıktır. Özgüveni olmayan kişide ise, sürekli olarak bir huzursuzluk ve hiçbir şeyden memnun olmama durumu vardır. Özgüven sorunlarında bir psikoterapiste başvurmak etkili olacaktır.

 

Psikotik Bozukluklar

Psikoz, düşünce ve duyunun ağır oranda bozulduğu, gerçeklikle bağlantının koptuğu  zihin durumunu tanımlamakta kullanılan genel bir psikiyatri terimidir. Şizofreni ve diğer psikotik bozuklukların genelde ilk yerleşmesi sinsi bir şekilde olsa da daha sonra gürültülü bir şekilde bu tablo gelişir. Genelde psikotik bozukluklar başlamadan önce içe kapanma, ilgi ve istekte azlık, duygulanımda kısıtlılık şeklinde belirtiler başlar. Bu belirtilerden belli bir süre sonra işitsel ve görsel varsanılar (halüsinasyonlar), çeşitli şekilleri olabilen sanrılar (hezeyanlar), amaçsız dağınık davranışlar veya garip beden postürü gibi başlıcalarını saydığımız bir çok belirti veya bunların bir kaçı ile de gerçekleşebilen bir akut tablo gelişir. Psikotik bozukluklarda bir psikiyatriste başvurulması ve destekleyici psikoterapi alınması önerilir. 

Sınav Kaygısı

Başarısız olma ya da onaylanmama korkusu olarak adlandırabileceğimiz sınav kaygısını yaşayan öğrenciler sınava hazırlanırken, sınav anında ve sonrasında pek çok farklı belirti gösterebilir. Bu belirtiler zihinsel, duygusal ya da bedensel kökenli olabilir. Bu belirtilerin anne-babalar, sosyal çevre ve öğretmenler tarafından gözlenmesi sıkıntının giderilmesinde büyük önem taşır. Sınav kaygısı şu belirtiler ve sıkıntılarla ortaya çıkar;

- Gerginlik ve sinirlilik,

- Heyecan ve panik,

- Karamsarlık ve güvensizlik,

- Korku

- Düşüncelerini toparlayamama ve ifade edememe,

- Unutkanlık veya öğrendiklerini aktaramama,

- Dikkat ve konsantrasyon güçlüğü,

- Bilgileri anlamada güçlük çekme,

- Çarpıntı ve düzensiz kalp atışı,

- Düzensiz solunum ve solunumda güçlük,

- Ellerde titreme ve ateş basması hissi,

- Baş dönmesi,

- Kas yorgunlukları ve uyuşma,

- Terleme ya da üşüme

- Mide krampları ve baş ağrısı

Psikoterapide kullanılan diyalog ve yöntemler sınav kaygısının aşılmasında destek olacaktır.

 

Uyku Sorunları

Sağlıklı ve kaliteli bir uyku yaşantınız olduğunun en büyük kanıtı sabah dinç uyanmanız ve kendinizi gün içinde zinde hissetmenizdir. Uyku ihtiyacı kişiden kişiye değişir. 4-5 saatlik uyku ile ve zinde uyanan ve gün boyu dinç kalan insanlar olduğu gibi sekiz saat uykudan sonra bile uyuma ihtiyacı duyan insanlar vardır. Uyku süresi kişiden kişiye farklı olmakla beraber, genelde sekiz saatlik uyku sağlıklı bir insan için yeterlidir. Yorgunluk, aşırı sinirlilik, yüksek tansiyon, depresyon, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, gibi sorunlarınız varsa; nedeni, uyku sorunları olabilir. Psikolojik temelli başlıca uyku bozuklukları, uyku apnesi, narkolepsi, huzursuz bacak sendromu, sirkadyen ritm bozuklukları ve düzenli kabuslar olarak sayılabilir. Huzurlu ve sağlıklı bir uyku için bir uzmana başvurmanız önerilir.

 

Yeme Bozuklukları

Yeme bozuklukları, yetersiz ya da aşırı gıda alımı içerebilen, diğer yandan ruhsal etkilere dayanan ve fiziksel sonuçlara yol açabilen bir psikolojik rahatsızlıktır. Yeme Bozuklukları Anoreksiya Nervoza , Bulimiya Nervoza ve son yıllarda tanımlanan Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu gibi psikolojik hastalıkların içinde yer aldığı bir tanı grubudur. Bu hastalıklar ruhsal kaynaklıdır ve bedensel belirtiler ön planda gibi görünse de ciddi ruhsal sorunlarla birlikte ilerlerler. Anoreksiya nervozada, kişi kilo kaybetme amacıyla özel davranış biçimleri geliştirir. Bireylerin yaklaşık yarısı bütün yiyecek alımını ileri derecede azaltarak kilo kaybeder. Bazıları yoğun egzersiz yapar. Diğer yarısı sıkı diyet uygular, ara sıra kontrol kaybederek tıkınırcasına yemek yer ve ardından bu yediklerini kusarak çıkarır. Bireyler aldıkları besinlerin kilo yapıcı etkisini azaltmak için laksatif (ishal yapıcı) , diüretik (su atıcı) gibi ilaçlara da başvurabilirler. Bulimiya nevroza, aşırı yeme atakları  ve ardından gelen kusmaların ön planda olduğu bir yeme bozuklukları tablosudur. Anoreksiya nervozadan farklı olarak kişi hafif kilolu ya da normal beden ağırlığındadır. Tıkınırcasına yeme bozukluğu ve obezitede kişinin yemekle doyurmaya çalıştığı gerçek ihtiyacının ne olduğunun bulunması ve uzmanlarla bir yol planı oluşturması önemlidir..



İletişim

Telefon: 0(212) 234-6897

GSM: 0(542) 307-8027

E-Posta: info@kesifpsikoloji.com

Adres: Teşvikiye Mah. Valikonağı Caddesi No: 54 Kat:4 Daire:6 Nişantaşı
Şişli - İstanbul